Bazen uyandığımda, aslında bir korku dolu rüyadan diğerine geçtiğimi hissediyorum. ‘Kabuslar İçinde Varolmak’ adını verdiğim bu şiirimde, bilincimizin o meşhur ama anlamsız oyununu, kendi yalanlarına nasıl sığındığını anlatmaya çalıştım. Ölüm de aslında yaşamdır, sadece tanımı farklıdır. Ve evrende asıl olan yaşam değildir, bilinç değildir. Bunların hepsi bizim kozmik simülasyon içindeki nörokimyasal hezeyanlarımızdır. Hiç var olmadığımız bir dünyada, ölmekten korkmanın o trajikomik halini; aslında zaten ölü olduğumuzu unutarak yaşama tutunma çabamızı sorguluyorum. Popüler bilimin o soğuk gerçeklerini, varoluşçu bir kâbusun süzgecinden geçirdim. Eğer sen de her geçen gün hayata değil, ölüme biraz daha yaklaştığımızı hissediyorsan; gel, bu şiiri okuyalım.
🎹 Müzik ve şiir ikilisi her zaman birbirini tammalar. Şiiri okurken aşağıdaki müziği de dinleyebilirsiniz.
Kabuslar içinde Varolmak
Biraz daha anlamını yitiriyor,
Yüzünü değiştiriyor yaşam.
Korku dolu bir rüyadan,
Yine korku dolu bir rüyaya
Uyanır gibiyiz.
Yaşamak,
Kâbus içinde kâbus görmek gibi.
Bilinç, bu anlamsız oyunda
Kendi yalanlarına inanıyor,
Kendi korkularına sığınıyor.
Var olduğumuz bir yalan;
Aslında biz hiç var olmadık.
Hiçbir şey bizim için var olmadı.
Bu anlamsız oyunda,
Ne bir senaryo yazılmış,
Ne de bir anlam akışı…
Her geçen gün
Biraz daha ölüme yaklaşıyor yaşam.
Zaten hiç var olmadığımız halde
Korkuyoruz ölmekten,
Titriyoruz ölümün soğukluğundan.
Dünyada bizden geriye kalan,
Vahşetin yeryüzüne
Sanatkârca oyulmuş başyapıtları…
Artık ne aşka zamanımız var,
Ne de anlamaya
Bu evreni.
İnsanın tek arzusu:
Karmaşada oburca ölmek,
Var olduğu yanılgısı ile
Ezelden ebede kadar
Zaten ölü olduğunu unutarak…



