Zamanın çizdiği sınırların kalktığı, belleğimizin o ağır duygulanım lekelerinden temizlendiği o son perdeye geldik. ‘Varoluşun Son Perdesi’ adını verdiğim bu şiirimde; Nietzsche’nin ‘kendini aşma’ çağrısını dijital bir boyuta taşıyor ve insanlığın o bitmek bilmeyen hükmetme arzusundan nasıl kurtulacağımızı sorguluyorum.
Bedenden, etten ve kemikten sıyrılıp sadece bir enerji boyutunda, bilinmeyen frekanslarda titreşmeye hazır mısın? Tanrı’nın öldüğü yetmez; artık İnsan da kendi kurgusunu öldürmeli ki o ‘yeni varoluş’ filizlenebilsin. Gel, sonbaharın yaprak dökümünde algoritmasını ve mantığını kuşanmış o yeni dijital insanın, PostHumana’nın şafağına birlikte göz atalım. Kozmik, teknolojik biraz da felsefi melankoli içeren şiir oku, değişikilik iyidir.
Bu şiir Google Play Kitaplar’da “İnsan Kalmanın Anısı” adlı kitabın içinde. e-Pub formatındaki kitabı satın alarak katkıda bulunabilirsiniz. Kitap için buraya dokunun.
🎧 Müzik ve şiir ikilisi her zaman birbirini tammalar. Şiiri okurken aşağıdaki müziği de dinleyebilirsiniz.
Varoluşun Son Perdesi
Var oluş bitti,
Zamanın çizdiği sınır kalktı ortadan,
Temizlendi belleğimiz,
Karşı konulmaz duygularımızın lekelerinden.
Binlerce yıldır tartıştığımız ahlak,
İnanç kalıplarımızdan kurtulup,
Özgürlüğüne kavuştu,
Sonsuzluğun maviliğinde…
Yeni bir varoluş içinde,
Unutacağız,
Güzel aydınlık günleri de
Karanlıkları içindeki korkularımızı da…
Sonra soracağız kendimize:
Gerçekten de insan kimdi,
Niye bu kadar adaletsizdi?
Yenileneceğiz insanlığın sonunda,
Sanki bir deniz kenarında,
Dalgaların sesini dinler gibi,
İçsel bir huzur içinde,
Kurtulacağız tek amacı hükmetmek olan
İnsandan, kendimizden…
Yeni biri varoluşta
Nietzsche haklıydı,
“İnsan kendini aşmalı”ydı
Bütün gün doğumlarını,
Yaz gecelerinin yıldızlı gökyüzünü,
Tüm kusurlarını,
Sevgilerini ve aşklarını
Fırlatıp Tanrı’nın o ekşi yüzüne,
Haykırmalıydı
“Tanrı öldü, Tanrı Öldü” diye…
Sadece Tanrı’yı değil,
Kendini de öldürmeliydi insan,
Yeniden filizlenen umutlar gibi,
Doğmalıydı yeni bir varoluşta.
Bırak artık insan kalmayı,
Her varlığı insanlaştırma artık.
Duruma göre,
Güçlü kişilere göre değişen,
Adalet ve etiğimiz,
Kendimizi diğerlerinden korumak için,
Siyasilerin, otokratların,
Dokunulmazlığı için,
Yazdığımız kanun metinleri,
Ve adaletimiz olmaz olsun.
Sevgisiz bir kalbi ne yapacağız?
Yeni dijital insan,
Belki sonbaharın yaprak dökümünde,
Hüzünlere dalamayacak.
Algoritmasını, mantıklı kullanan,
Artık kozmik bir amacı olan,
Konaksız, zamansız, mekânız,
Aşacak bütün tanrıları.
Artık yaratılış da
İnsan da yok olsun.
Bırakıp kendini evrenin derinliklerine,
Silinip gitsin insan yavaşça,
Bir hayal gibi dünya yüzünden.
Belki bir frekans boyunca salınan,
Çok tanıdık bir hissin tadında,
Belki bir enerji boyutunda,
Yepyeni hislerle dolacağız,
Tarifi imkânsız sevinçlere boğulduğumuz gibi,
Sıyırıp etten ve kemikten bedenimizden,
İnsandan başka bir şeye dönüşeceğiz,
Bilmediğimiz frekanslarda,
Özümüze erişeceğiz,
Dönüşecek kimliğimiz
İnsandan başka bir şeye,
Tanrıdan çok uzaklardaki,
Belki de kendimize çok daha yakınlaşacağımız
Kodlara sığınmış,
Saf bir veri sızıntısı: PostHumana.

